Haberler

Türk Hukukunda ve Uluslararası Hukukta Müzik Alanında Fikri Hakların Korunması Sempozyumu

04.04.2017

 Müzik Meslek Birlikleri MESAM, MSG, MÜ-YAP MÜYORBİR ve İstanbul Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenen “Türk Hukukunda ve Uluslararası Hukukta Müzik Alanında Fikri Hakların Korunması Sempozyumu" 1-2 Nisan 2017 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşti. 


İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Adem Sözüer, MESAM Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Orhan Gencebay, Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Nabi Avcı ve Yargıtay 1. Başkanı Sayın İsmail Rüştü Cirit'in açılış konuşmalarıyla başlayan sempozyumun ilk gününde ayrıca Özel Hukuk ve Ceza Hukuku alanlarında sunumların yapıldığı iki ayrı oturum yapılırken, ikinci gününde Yargıtay Üyeleri ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi akademisyenlerinden oluşan konuşmacılar sunumlarını gerçekleştirildi. 


Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı Sempozyum’un açılışında yaptığı konuşmasında Telif Haklarına dayalı kreatif endüstrilerin gelişmesini teminen, Bakanlık olarak öncelikle 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda değişiklik yapılması için gerekli çalışmalara başladıklarını ifade etti. 

“Kurulan bu işbirliği ve koordinasyon sonucu, telif hakları endüstrisinin çekirdeğini oluşturan Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun etkin, sorun çözücü ve uygulanabilir bir metin olmasını ve taraflardan gelen talepleri mümkün olduğunca karşılamasını önemli buluyoruz” diyen Bakan Avcı, mevzuat değişikliğinde yalnızca bugün yaşanılan sektörel sorunlara çözüm aramakla kalmayıp aynı zamanda ülkenin kültürel mirasını koruyacak ve kültürel sanatsal değerlerin üretimini teşvik edecek bir düzenleme yapmayı da amaçladıklarını kaydetti. 

Yargıtay 1. Başkanı İsmail Rüştü Cirit de, fikir ve sanat eserleri ile ticaret hayatının ancak hukuki güvenlik ortamında gelişebildiğini söyledi. Fikri mülkiyetin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ekbir  protokolü uyarınca mülkiyet hakkı kapsamında korunması gerektiğini belirten Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının bulunduğuna da değinen Cirit, Fikri Mülkiyet Hukuku’nun da incelendiğini de dile getirdi. 

MESAM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Gencebay da, “ Hepimizin gördüğü, bildiği güzel diye tanımlayıp kabul ettiği hangi değer varsa, bilmeliyiz ki o değerin her şeyi yerli yerinde olduğu için güzeldir. Çünkü adalet; güzelliğin, iyiliğin, doğruluğun, eşitliğin ve daha nice hakların sembolüdür.  5846 Nolu fikir ve sanat eserleri yasası bizim yasamızdır. Yasamızda bu haklar ve Meslek Birliklerimiz tanım olarak özel hukuk statüsündeki topluca hak arama yetisine sahip meslek birlikleri olarak ifade edilmekteyiz. Yasada tanımlandığı gibi, telif hakları konumuz özel hukuk gerektirmektedir, Telif hakkının ve telif alanlarımızın ne olduğu gereği gibi bilinmedikçe, maddi manevi haklarımızı almamız mümkün olamayacaktır. Dolayısıyla Türk sanatı ve sanatçısı ne korunacak nede yaşatılamayacaktır. Telif hakkı insan haklarında en ön sırada gelen haklardan birisidir. İnsanlar ürettiklerinin karşılığını maddi manevi alabilirlerse yaşayabilirler. Eser sahiplerinin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndan doğan haklarının ihlalini önlemek, bu alanda doğan telif kayıplarının önüne geçmek ve uygulamadaki aksaklık ve çelişkileri tespit ederek, giderilmesine katkısı olacağını ümit ederiz.” şeklinde konuştu. 


Türk Hukukunda ve Uluslararası Hukukta Telif Haklarının Korunmasına İlişkin Temel Esaslar ve Meslek Birliklerinin üstlendiği rollerin konuşulduğu sempozyum,  Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun çeşitli maddelerinin tartışmaya açıldığı Özel Hukuk ve Ceza Hukuku alanlarında yürütülen iki ayrı oturuma da ev sahipliği yaptı.

MESAM Yönetim Kurulu Üyesi Ali Rıza Binboğa’nın Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 71. Maddesinin önemini vurguladığı sunumuyla katıldığı Ceza Hukuku oturumunda da 71. maddenin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun omurgası olduğunu dile getirerek bu maddenin her türlü kullanım şeklinde eserleri üzerinde münhasıran izin verme hakkına sahip yaratıcının ihlal edilen haklarının ve de fonogram yapımcısıyla, icra sahibinin mutlak haklarının alınması için başvurulan son çare olduğuna değindi. 

Binboğa ayrıca; “ Bu madde, hakkı ihlal edenin bir suç işlediğinin kayıtlara geçirilerek hakkın sahibine teslim edilmesinin yegâne caydırıcı ceza maddesidir. Yurdumuzda henüz telif bilincinde olmayan veya telifi reddeden kişiler, gruplar ve sektörel dirençler vardır, Onlar ki, kendileri hak ihlali yapmaları yetmezmiş gibi, telife inanan ve telifi ödeyen insanlara, gruplar ve sektörlere de kara propagandalar yaparak telifin ödenmemesi çabaları içindedir. Böylesi kullanıcılara Yasanın caydırıcı yüzü gösterilmezse, telif hakkını alabilmek imkânsızlaşır. Bu da yaratıcının mağduriyetinin sebebi olur. Yani 71. madde de amaçlanan yaptırımlar, gerçek anlamıyla hayata geçmezse, telifi ve telif ruhunu art niyetli kullanıcı karşısında korumamız mümkün olmayacaktır .” şeklinde konuştu.

İki gün süren sempozyum Yargıtay Üyeleri ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi akademisyenlerinin katılımıyla gerçekleşen sunum ve değerlendirmelerin ardından sona erdi.

 
 
 
 
 
 
 
Geri

Duyurular:

1 / 1